12 Eylül 2012 Çarşamba

190111


Gökyüzü yoktu.
Onun gökyüzü yoktu.
Kendime bir görev edinmiştim. Ona bir gökyüzü yaratacaktım. O mükemmel bir adamdı. Tanrının bir insana hediye edebileceği en saf şefkatin vücut bulmuş haliydi. Her şeyden önemlisi, benimdi. Boktan bir şehirde yaşıyordu kendince. Camdan her baktığında kedileri görebiliyordu. Ve onun güzel bir gökyüzüne ihtiyacı vardı. Yıldızlı.
Bana ihtiyacı olduğunu düşünüyordum. Öpünce sakalları yanağıma batıyordu çünkü. Çünkü eğer bana ihtiyacı olmasaydı bunu hissetmezdim. Cümleleri hep surat asıyordu. Onu güldürmenin bir yolunu bulmalıydım. Çünkü o mükemmel bir adamdı. Bana bakınca benden daha ötede bir şeyler görebiliyordu. Biliyordum, onun bana ihtiyacı vardı. Eğer olmasaydı; göremezdi. Bilmediğim hikayeler anlatıyordu. Sonra bir sigara daha yakıyor, bir sigara daha söndürüyordu. Bir zamanlar umutluydu. Ya da bilmiyorum, değildi. Mutsuzdu. Bana ihtiyacı vardı, buna hep inandım. Eğer inanmasaydım; ölebilirdim.
Karar vermiştim. Ona bir gökyüzü yaratacaktım. Bir yerlerde görmüştüm. Onun için elimden ne geliyorsa yapmaya hazırdım.
Ben hiç değişmedim. Sadece bazı şeyleri yoksaydım. Hepimiz bazen yoksayarız. Ya da yoksayılırız.
Küçüktüm. Tedirgindim. Ben hiç değişmedim. Sadece elimin tersiyle ittiklerimi geri getirmeye çalışıyordum. Buna değişmek denmez. Sadece kaybettiklerimi bulmaya çalışıyordum. O gökyüzünü yaratmam için buna ihtiyacım vardı çünkü.
Çabalıyordum. Gerçekten uğraşıyordum. Çok oldurmaya çalışıyordum.
O adamın bana ihtiyacı yok. Kimsenin bana ihtiyacı yok. Ağaçlar, otobüsler, kediler, mükemmel adamlar bensiz de idare edebiliyor. "Seviyorum" zor bir cümle değil. Bir gökyüzüne sahip olan herkes söyleyebilir bunu.
Gökyüzü yaratmaktan vazgeçtim. Gücüm yetmiyor artık. Ama onunla gökyüzümü paylaşacağım. Bu boktan şehrin en güzel bulutları onun tavanında olmalı.
Çünkü, ben öyle istiyorum.

1 yorum: