24 Haziran 2012 Pazar

Bana söylediğin kelimeleri söylemeyecektin ona.
Bana hitap ettiğin kelimeleri onun üzerine denemeyecektin.
Her şeyi yapacaktın,
Yalan söyleyecektin,
Aldatacaktın,
Ama o aptal kıza "prensesim" demeyecektin.
Sadece bana söyleyebilirdin o kelimeyi.
Sadece ben duyabilirdim senin ağzından.
O kızın senin prensesin olduğunu düşünmesine izin ver-me-ye-cek-tin.
Bunca yaşanmışlığı hiçe sayıp bana olan haksız hırsların yüzünden başka insanları benim yerime koymaya çalışmayacaktın.
Yapmayacaktın.
Her şeyi yapsaydın da o kıza "prensesim" demeseydin.
Bunu bilmeme izin vermeseydin.
Ve size gelince bayan,
Kendi açtığı yaraların iyileşmesini bekleyen hastalıklı bir adamın oyunlarına alet oluyorsunuz.
Üzgünüm.
Burda bir prenses varsa şayet, o benim.

16 Haziran 2012 Cumartesi

Bir şeyler bittikçe kahroluyor insan.
Kaçma.
Kaçmayı deneme bile.
Otur şuraya. Beni dinle. İstediklerim bunlar değildi.
Şimdi anladığını varsayıp devam edeceğim. Zaten hayatım "varsaymak" fiilinin üzerine kurulu.
İstediklerim bunlar değildi.
Bu bir itiraf falan değil. Yeterince açık olmaya çalışıyorum sadece. Ya canını sıkmak istemem ama bu gece biten tek şey sen değilsin. Zamanı bir kereye mahsus olmak üzere geriye alma imkanım olsaydı keşke. Çünkü duyduğum şeyleri asla duymamayı yeğlerdim. Asla.
Aslında şimdi hesap sorulacak kimse yok.
Şimdi nedenini arayacağım bir şey yok.
"Çünkü" her şeyi bir nedene dayandıramazsın. Çünkü bazen olduramazsın. Ne yaparsan yap, olduramazsın.
Zamanında gelmeyen insanlar yüzünden yaşanması olasıyken yaşayamadığın mutlulukların hesabını kimseden soramazsın.
Hayatına geç kalan insanlar için gece yattığında yastığına gömülüp ağlayamazsın.
Söylemiştim.
İmkansızlıkların yarattığı durumlarla hayat geçmezdi. Geçmiyor. Boş yere umut edemezsin. 
Bazen, tanımış olduğun insanların hiçbirine "seni iyi ki tanımışım" diyemezsin.
Hatta seni acıtanlara etmen gereken o iki lafı edemediğin için sadece gülümsersin.
Bazen, gitmek zorunda kalırlar.
Bazen, gitmek zorunda olmasalar bile gider insanlar.
Değişmiş olan şeyler geri gelmez. Ve değişmiş olan şeyler için ağlamak yerine onlara alışmak zorunda kalırsın.
Alışmak. 
Zamanı gelince gitmeyi bilmesi gerekiyor insanın her şeyden önce. Ama sen bazen onca yaşanmışlığı hiçe sayamıyorsun. Saymak zorunda olduğunu bildiğin halde sayamıyorsun.
Öyle günler geliyor ki, bir zamanlar "her şeyim" dediğin insanı yolda görünce kafanı çevirebiliyorsun.
Kaybetmek.
Biraz ağlasan diyorlar, rahatlayacaksın. Ağlasan, susamıyorsun. Susmak istemiyorsun.
"Hayatını kökten değiştirecek bir terkediliş yaşamadığın sürece büyümüş sayılmazsın" diyordu annem.
Ve ben deliler gibi büyüdüm.
Bu gece de arada kalmışlıklar beynimi sikiyor.
Ve tüm bunlar bitti şimdi.
Geçen gün annemle konuşuyordum. "Eskisi gibi olmuyor artık. Kavga etmiyorum, kızmıyorum kimseye" dedim. Gülümsedi. Ben de gülümsedim. Ardından "Ne değişti sence?" dedi.
Baktım suratına.
"Büyüdüm anne." dedim. "Büyüdüm"

7 Haziran 2012 Perşembe


Banklar diyorum. Banklar. Kimsesiz iki kedinin uyuması için ne kadar elverişli.
Numaraları unutuyorum. Günleri ve şarkıları karıştırıyorum. Sanırım öleceğim. Ters yöne gidelim. Ben artık yetmiyorum.
Bana anlattığın onca yalan sözcüğü boyadım. Yine de gerçekçi durmadılar. Geçti. Biliyorum geçti. Sen de biliyorsun ki kediler çoktan büyüdü.
Yanımdan geçip gidiyor birileri. Görüyorlar mı beni? Rüzgar bile çarpmıyor yüzüme ki o kadar başka bir boyuttayım. Yatağımın en ücra köşesinde bir yerdeyim. Aynı zamanda dışarı çıkmışım umarsızca. Aynı zamanda balkondayım. En iyisi bırak beni. Tekrar ettiğin kelimeler belli belirsiz. Ne dediğini anlamıyorum ama hissettiklerini biliyorum: Kimsesiz.
Tarifsiz bir şeyler eksik. Kendim olamıyorum. Ya da kendimle yeni tanışıyorum.
Tarihleri karıştırmaya başladım.
Sanırım öleceğim. Sanırım öleceğim. Sanırım öleceğim.
Yalvarıyorum rüyamda. (reelde değil)
Yalvarıyorum. Savaşı durdursunlar (Hitler benim)
Çok insan öldü diyorum. (karşımda ağır ağır yığılıyorlar yere)
Öldürmeyin diyorum. (Katil benim)
Rüyamda hepsi. Rüyamda (belki gerçektir)
Acı çekerken 40 yaşında oluyorum adeta. Ruhen 40 yaşında oluyorum. Kediler büyüyor.
Olanları sakin karşılayacak kadar olgun değilim. Hiç olmadım.
Çekiyorlar içimden. Çekip alıyorlar. Çekip gidiyorlar.
Şimdi ağla desinler bana. Ağlayamam.
Şimdi sinirden yastıklarımı parçalayamam.
Biliyorsun. Kediler artık büyüdü.
Şimdi sana bensiz geçireceğin günlerin için bir kaç saç telimi bırakıyorum. Biliyorum, beni sevdin.
Şimdi sen de kabul et, belki de bu hayatta başında gelebilecek en güzel şeydim.